Kısırlık; En az bir yıl korunmasız ve düzenli ilişki sonrasında çocuk sahibi olamama durumuna denir. Erkekler de kısırlığın belirtisi olmayabilir. Düzenli ve korunmasız illişki sonrasında çocuk sahibi olamamak kısırlığın belirtisidir. Kısırlığın belitisi olmasa bile penis de akıntı ve ağrı, testislerde şişme ve ağrı gibi durumlar da kısırlık belirtisi olarak kabul edilebilir. Kısırlığa bağlı nedenlerin yüzde ellisi erkeğe bağlı nedenlerdir.

Erkeklerde Kısırlık Nedenleri?

Erkek üreme sistemi hipotalamus ve hipofizden başlar testislerde biter. Erkekte ki kısırlık nedenleri bu bölgelerin anatomik olarak incelenmesi ile belirlenir. Hipotalamus ve hipofize bağlı kısırlık nedenleri hormonların bozulmasına bağlı nedenlerdir. Testise bağlı oluşan kısırlık nedenleri arasında testis travması, cerrahi girişimler, testislerin toksik maddelere maruz kalması, enfeksiyon gibi nedenler sayılabilir.

Erkeklerin çalışma koşulları kısırlık oluşmasını etkileyebilir. Özellikle kimyasal madde içerikli mesleğe sahip olan erkekler de kısırlık daha fazla görülmektedir. Saymış olduğumuz bu nedenler sperm üretimini engeller, sperm sayısını ve kalitesini düşürür ve kısırlığa neden olur. Bu nedenlerin dışında erkek de kısırlığa neden olan rahatsızlıkları sıralayacak olursak;

1- Çocukluk çağında geçirilen kanser hastalığı

2- Testislerin toplanması ve fark edilmemesi

3- Çocukluk çağında geçirilen ateşli ve enfeksiyon hastalıklar

4- Bulaşıcı hastalıklar

5- Obezite ve dengesiz beslenme

Testis Rahatsızlıkları Nelerdir?

Erkekler de kısırlığın en büyük nedenlerinden biri testislerde yaşanan rahatsızlıklardır. Testis rahatsızlıkları sperm üretimini ve kalitesini etkilediği için kısırlık oluşturur. Testis rahatsızlıklarından bahsedecek olursak;

Varikosel: Yumurtalık torbalarında yumurtalıkların etrafındaki toplardamarların genişleyerek varisleşmesidir. Varikoselin tek tedavisi cerrahi yöntemdir. Ameliyat varikosel için oldukça başarılı bir tedavidir.
Orşit: Vücutta istenmeyen mikro organizmanın testislere ulaşarak testislerin enfeksiyonuna sebep olması durumudur. Özellikle kabakulak gibi ciddi hastalıkların sonucunda görülür. Antibiyotik, analjezik ve ateş düşürücü kullanılır.

Hidrosel: Testislerin zarlı yapısın da yaklaşık 2 ml sıvı bulunur. Testis zarında ki bu sıvının normalden daha fazla olması durumuna hidrosel denir. Hidrosel hastalığı doğuştan olabilir.

Testislerin İnmeme Durumu: Anne karnın da bebeğin testisleri karşılarında bulunur. Doğum yaklaştıkça testisler olması gereken yere iner. Bazı durumlar da bebeğin testisleri doğumdan sonra inmeye bilir. Bu durumun fark edilerek doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir. Çocukluk çağın da yüksek ateş nedeni ile testisler korunma amacı ile kasık bölgesine çekilebilir. Bu durum takip edilerek inip inmemesi kontrol edilir.

Testis Tümörü: Özellikler 14-40 yaş arası erkekler de sık görülen testis kanseridir. Günümüz de ileri teknoloji sayesin de erken tespit edilerek tedavi şansının arttığı bir hastalıktır. İnmemiş testislerin kanserleşme riski oldukça yüksektir.

Testis Toriyonu: Testislere kan taşıyan damar düğümlenerek testise yeterli kan taşıyamaz. Bu durum da yeterli kanlanma olmayacağı için testisler de kangren olur. Tedavi için cerrahi uygulama şarttır. Erken fark edilirse düzelme ihtimali yüksektir. Geç kalınırsa testislerin alınması gerekir.

Spermatosel: Testisler içerisin de ölü spermatozalar bulunan küçük kistik yapılardır. Neden oluştuğu bilinmemektedir. Genellikle tedaviye gerek duyulmaz. Kislerin aşırı büyümesi halin de cerrahi yollar ile alınabilir.

Epididimit: İstenmeyen mikroorganizmaların epididime yerleşmesi ile epididim de enfeksiyon meydana gelmesi durumuna denir. Genç erkekler de cinsel ilişki sırasın da yaşanırken yaşlı erkekler de genelde idrar sonrası takılması sonrasın da oluşabilir. Tedavi için antibiyotik, soğuk kompres ya da yatak istirahatı önerilir.

Testis rahatsızlıkları ağrı, şişlik, kızarıklık, akıntı gibi belirtiler verirler. Bu belirtileri yaşarsanız beklemeden doktora başvurmanız gerekir. Testis rahatsızlıkları tedavi edilmezse kısırlığa neden olurlar. Erken teşhis ve tedavi ile başarılı sonuçlar alma ihtimali oldukça yüksektir.